Yaşamak Umurumda/İsmet Özel
Sabah şairin üstüne saldırıyor
yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi
onun kalbi topraktan sıyrılıyor
aşk dahi sıyrılıyor topraktan
gözlerini tanıyorsunuz: çaylak sürüleri
beyni: aç kuşlardan bir ambar.
Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın
Allah’ın ve devletin dibinde insanlar
onu barutla karıştırıyor
ve zerdali çiçekleriyle.
Ahali kapısını taşlıyor onun
onun için develer kesiyor halk
aşka ve kavgaya aydınlık getiren kalbi
topraktan sıyrılıyor.
Ağlayın Su Yükselsin
Bıçak soksan gölgeme,
sıcacık kanım damlar,
gir de bir bak ülkeme,
başsız başsız adamlar.
Ağlayın su yükselsin,
belki kurtulur gemi,
anne seccaden gelsin,
bize dua et emi…
Necip Fazıl Kısakürek
Naat

Seccaden kumlardı..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .
Mescit mümin, minber mümin…
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..
Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı…
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Ey Sevgili

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
sensiz kalan bu şehri…

sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim
mavi bir aleve dönüştürdüm kalbimi bir anda
tutuşturmak istedim beni böyle umarsız
bırakıp gittiğin bu zalim şehri
yakamadım gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında
inanılmaz güzel bakıyordu gözlerime hafif ıslak
en özel en bilinmeyen türleri açmıştı papatyaların
hatıralarınla titriyordu içim kuşlar kanatıyordu gönlümü
Kaldırımlar
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
Ankara…

Hey gidi Ankara hey
Beni de benzettin ya kendine
Astin suratimi, resmilestirdin beni
Hey gidi Ankara hey
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
Içimde politik çikmazlar
Kaçinci askti tattigim aksamlarinda
Kizilay’da yürüyemeden el ele ayrildigim
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnizligimla kendimi evime attigim
Tutamadigim mevsimlerini doya doya
Kaybettigim kendimi herhangi bir sokagin
Herhangi bir ayriminda…
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Bayrak
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü !
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Binbir Gece…
Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı!
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş…
Aman karanlığı görmesin gözüm!
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş.
Sıla burcu burcu… ille ocağım!..
Çoluk çocuk hasretinde kucağım…
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş.
Bırak Gözlerinin Rengi Olayım

-Beni seviyormusun?
-…! !
-Tamam sen sevme ben seveyim.
Sen tutan olma ellerimi
Ama ellerime de yasak koyma.
Tamam öpmek istemiyorsan öpme.Ben öpeyim.
Ama alev alev dudaklarımla yakarsam bedenini;
Ne olur sitem etme…
Tamam sen seviyorum deme.Ben seveyim.
Ama ne olur sevgime sınırlar koyma.
‘Seni seviyorum’diyorum’özledim’diyorum.
‘Biliyormusun bunları’diyorum
Yok birtanem bilmiyorsun.
Ah bir bilsen.
Bir seviyorum desen..
Hasretin dudaklarından dudaklarıma aksa…
Çiçekler bir başka açar.
Bir başka türlü eser rüzgarlar inan.
Ama ah bir tanem biliyorum.
Sevsen de söylemezsin.
Ölsen de hissettirmezsin
Ah sevgilim
Bilsem sen nesin!
İsmail Acarkan
BÜLBÜL
Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım.
Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı.
Pek ıssız bir karanlık sonradan vadiyi sarmıştı.
Işık yok,yolcu yok,ses yok,bütün hilkat kesilmiş lal…
Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlal.
Mühitin hali”insaniyet”in timsalidir sandım;
Dönüp maziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!
Taşarken haşr olup beynimden artık bin müselsel yad,
Zalamın sinesinden fışkıran memdud bir feryad,
O müstağrak,o durgun vecdi na-gah öyle coşturdu:
Ki vadiden bütün,yer yer eninler çağlayıp durdu.
Ne muhrik nağmeler, Ya Rab, ne mevc-a-mevc demlerdi:
Ağaçlar, taşlar ürpermişti guya sur-ı mahşerdi!
Dua tadında…
Allah’ım, Sevginle acı bize
Sonsuz merhametinle günahlarımızı bağışla
Bizi affedersen
Senin şanındandır
Kabul etmezsen kime gidelim?
Senden başka Rabb yok ki!
Dergahına gidilsin
İsmail Acarkan
Serseri!
Yeryüzünde yalnız benim serseri
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri;
Ben de bütün dünyalar benimdir derim.
Gönlüm ne dertlidir ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, nede ele yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim…
Necip Fazıl KISAKÜREK