A’mâk-ı Hayâl

Aralık 3, 2007 at 1:45 pm (Satırların dili...)

Zifiri karanlıkta önümde birden garip bir manzara canlandı. Acaba hangi organım görüyordu? Bunu bile tayin etmekten aciz kalmıştım. Bedenimi inceliyor, kendimi yokluyordum; ama nafile, karanlıktan başka bir şey yoktu. Fakat nasıl görüyordum? Ne görüyordum?.. Buna bir isim vermek çok güçtü. Görüş alanım sınırsızdı ve sınırsız bir alana bakıyordum. Bir saniyede sanki milyonlarca asırlık mesafede oldukları tasavvur edilen boyutlardaki mekanları gezip gördüğüm halde hep aynı noktada duruyordum. Duyguları ve idrakı alt üst eden bu kudret, vicdanı mahveden bu azamet tüm çıplaklığıyla parlamaya başladı. Kudret de, azamet de, sonsuzlukta hiç oldu. Yaptım diyemediğim, yapmadım diyemediğim bu yolculukta kendimi kaybettim ve bir an hiç oldum…

 

Amak-ı Hayal; düşle gerçek, doğuyla batı, zahirle batın arasında felsefe yapmak. Türk Edebiyatı’nın ve felsefesinin muazzam yapıtlarından biridir, başucu eseridir. Bir defa okumakla kifayet edilmez, ne zaman hayatınızın durgunlaştığını, yaşamın boşluktan ibaret olduğunu, neden yaşadığımızı düşünecek olursanız alıp sayfalarını karıştırın. Aklınızdaki onlarca kördüğüm çözülecek, yerlerini başka düğümler almaya başlayacaktır. Roman, hikaye..bir kalıba sokamayacağınız kitaptır. Gerçek dünyada görülen fantastik düşlerle yapılı kurgusu sizi İstanbul’dan Kaf Dağı’na, Hindistan’dan Berzah Alemi’ne götürür ve okura sadece kendini Şehbenderzade’nin o büyülü satırlarına bırakmak kalır. Batı ve doğu feslefesini akıllara zarar kıssalarla karşılaştırmak için daha büyük bir imkan bulamazsınız.

4 Yorumlar

  1. nihattopcu demiş ki,

    güzel bir çalışmayı gündeme almışsınız.
    okuyalı yılla roldu.
    keşke tercüman reklamı olmayan bir baskıyı verseymişsiniz.

  2. beyhude demiş ki,

    teşekkür ederim yıllar önce okuduğum bu eseri paylaşmak geldi içimden…

  3. k.topcu demiş ki,

    hakikaten çok hoş bi eser.
    kitabın ismini her duyduğumda Aynalı Baba geliyor aklıma.. ve Türk kahvesi. ve hiçlik

  4. seyyahca demiş ki,

    Aynalı dede,dervişlerde bazen kemik bile yok diye düşünyorum.öyle iki büklüm öyle mütevazi oluyorlar ki.ama bir o kadar vakur..
    G

Yorum Yapın