Dua tadında…
Allah’ım, Sevginle acı bize
Sonsuz merhametinle günahlarımızı bağışla
Bizi affedersen
Senin şanındandır
Kabul etmezsen kime gidelim?
Senden başka Rabb yok ki!
Dergahına gidilsin
İsmail Acarkan
Serseri!
Yeryüzünde yalnız benim serseri
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri;
Ben de bütün dünyalar benimdir derim.
Gönlüm ne dertlidir ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, nede ele yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim…
Necip Fazıl KISAKÜREKBi sen bi de bu Şehir!
Gecenin esrarı duman gibi çökünce üstüme,
Sen Olursun Hayalim…
İstanbul vurur aklıma ve akılımdaki de sen olunca!
İçimde kocaman bir İstanbul vurulur…
Adını bi bu şehir bide ben bilsin istiyorum.
Çünkü ben en çok bi seni bide bu şehri seviyorum…
Beyhude
Gül Yaprağı
Uzakdoğu’da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu.
Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.
Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi.
Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu…
Aziz İstanbul
Aslında korkuyordum senden. Öylesine asil, öylesine güzel ve öylesine gösterişliydin ki, yanında varlık gösteremiyor, küçülüyor ve yok oluyordum. Tüm bunlar bir yana da asıl sorun, yürürken gururun düşse eğilip almayacak kadar mağrur oluşundu. Her zaman, her yerde seninleydik oysa ama sen bir kez olsun göz ucuyla bile bakmadın bana. Oynuyor muydun benimle, yoksa ben aşklarından birimiydim? Yeterince eğlendin mi peki? Ben yorgun ve ürkek adımlarla, aklım fikrim sende kaldırımlarını arşınlarken, hemen yanı başımda sen, o güzel dudaklarını gerip kıs kıs gülüyor muydun bana?
Elvedalarım Dönüşüm Oldu…
Günlerin esareti ile bir gün daha bitiyor…
Ne zaman başlamıştı, paslaşmalar ile tanışma faslı?
Günlerin acele etmeden, günü zor terk ettiği günlerdi.
Uzun sohbetlerin anısı büyüktü.
Arkadaşlık mıydı? Tanışıklık mı?
Yıllar öncesine dayanan geç kalınmış zamanların birlikteliği miydi? ..
Sözlerle dokunuşları içinde barındıran,
çocukluğa kadar uzanan masumiyetti ya da.
Birlikteliği kutsal kılan da buydu.
Artık suretler yoktu, yüzler belirgin değildi.
Mezar sessizliğinde olan ruhlar, ölmüşte dirilmek üzereydi.
Yavaş yavaş canlanıyordu duygular.
Cennetim Olur musun?

elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?
denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam?
mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?
….
